TÜRKİYE

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Bazı Uluslararası Haber Ajansları Temsilcileriyle Gerçekleştirdiği Toplantı, 29 Temmuz 2016, Ankara

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Bazı Uluslararası Haber Ajansları Temsilcileriyle Gerçekleştirdiği Toplantı, 29 Temmuz 2016, Ankara
Email :

SORU- Associated Press’ten Susan Fraser. Avrupa’da Türkiye’deki görevden alınmalar ile sivil ve gazetecilerin gözaltına alınması konusunda geniÅŸ bir kaygı var. Buna neden ihtiyaç duyuldu ve bu insanların darbe giriÅŸimi ile baÄŸlantılı olduklarına iliÅŸkin elinizde nasıl deliller var? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Çok teÅŸekkür ediyorum. Her ÅŸeyden önce siviller ya da masum insanlara yönelik bir operasyon yok. Esasen bahsettiÄŸiniz kiÅŸilerle ilgili bu paralel yapıyla olan baÄŸlantıları ve paralel yapıyla girdiÄŸi iliÅŸkiler, saÄŸladıkları finansal destek ve diÄŸer aktivitelere katılma sebebiyle birçok yasal iÅŸlem devam ediyordu. Herkes 2700’den fazla hakim ve savcının listesi önceden hazır mıydı diye soruyor. Evet, yargı içinde de paralel yapıya, bu terör örgütüne, mensup hakim ve savcılar biliniyordu, hatta bunlara karşı diÄŸer görüÅŸten olan saÄŸ, sol, milliyetçi, muhafazakar tüm gruplar biraraya gelerek Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimine girdiler ve seçimi az bir farkla kazandılar. Dolayısıyla, bu kiÅŸiler de biliniyordu. 

Herkes diyor ki bu kiÅŸiler niye ÅŸimdi tutuklandı? Bu kiÅŸilerle ilgili de normal yasal iÅŸlemler devam ediyordu veya Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun kendi çalışmaları devam ediyordu. Ama bu darbe giriÅŸiminden sonra birçok kurum için hemen harekete geçmek elzem oldu. Çünkü bu darbe giriÅŸiminin ne kadar kanlı, ne kadar zalim olduÄŸunu, sivil insanların üzerinden tankları nasıl geçirdiklerini, havadan bombalar atarak savaÅŸlarda kullanılan silahların nasıl kullanıldığını gördük. CumhurbaÅŸkanımız dahil tüm siyasiler, iktidar veya muhalefet hepsi ölüm listesindeydi. Dolayısıyla, bir daha böyle bir tehditle karşı karşıya kalmamak için bu tedbirleri almak durumundayız. Çünkü bunlar önce yargı ve polis aracılığıyla da bu darbe giriÅŸiminde bulundular. Polisin içinde zamanında bu temizlik yapılmasaydı bu darbe giriÅŸimi baÅŸarılı olurdu. Hatta o zaman polisten uzaklaÅŸtırılan kiÅŸilerin de bu darbe giriÅŸiminde bulunan asker kıyafetli teröristlerin arasında olduÄŸunu gördük. Bu eski atılmış polislerin tank kullandığını ve emniyette yönetimi almaya geldiklerini de gördük. Daha önce paralel yapıya mensup olduÄŸu için uzaklaÅŸtırılan eski polislerden bahsediyoruz. O nedenle tehditle karşı karşıya kalan bizim milletimiz. Bu tehdidi milletimizle beraber yendik. Dolayısıyla, böyle bir tehditle bir daha karşı karşıya kalmamak için her devlet kendi tedbirini almak durumundadır. Hiçbir devlet terör örgütüyle baÄŸlantılı olan, darbe giriÅŸiminin içinde olan ya da onlara her türlü desteÄŸi veren kiÅŸileri kendi bünyesinde barındırmaz, barındıramaz. Aksi takdirde ne kamu düzeni olur, ne yargının bağımsızlığı olur, ne de polis tam olarak iÅŸlevini yapabilir. Dolayısıyla, tüm yasal iÅŸlemler ÅŸu anda bu terör örgütüne mensup ve bunlarla baÄŸlantılı olup destek veren ve bunlar adına devletin deÄŸiÅŸik kurumlarında görev yapan kiÅŸilere yöneliktir. 

DiÄŸer taraftan, gazetecilerle ilgili olarak, bu kiÅŸiler de yine aynı paralel yapıya, bu terör örgütüne mensup yayın organlarında görev yapar. Buralarda sadece gazetecilik faaliyeti yapılmamaktadır. Bu kiÅŸiler daha önce de sizlerin yakından takip ettiÄŸiniz birçok davada, üçüncü ÅŸahıslar aleyhine delillerin üretilmesi dahil, paralel yapıya hizmet etmek için birçok faaliyette bulunan kiÅŸilerdir. O nedenle darbe yapanla iÅŸbirliÄŸi yapan ve darbeye destek veren kiÅŸilerle, gerçek gazetecileri de ayırt etmek lazım. EÄŸer bir gazeteci bir suç iÅŸliyorsa, yargılanmaktan ya da yasal süreçlerden muaf olmamalıdır, dokunulmazlığı olmamalıdır. Biz buna inanıyoruz, ama basın özgürlüÄŸü ve ifade özgürlüÄŸünü de sonuna kadar savunmaya devam edeceÄŸiz. 

Burada Avrupalı dostlarımızın, Batılı dostlarımızın yaklaşımından da iÅŸin doÄŸrusu rahatsızız. Her ÅŸeyden önce bugüne kadar darbeye karşı net, güçlü destek veren az oldu. Destekten çok, daha ilk günden itibaren “ama” diyerek baÅŸlayarak bize demokrasi dersi vermeye çalışan, üst perdeden konuÅŸan, Türkiye’nin patronu gibi akıl vermeye kalkan ve medyanın da negatif rolüyle popülizme giren çok sayıda siyasetçi gördük. Avrupa Parlamentosunda da gördük, üye devletlerde ve bazı ülkelerde de bunu gördük, hatta Türkiye’yi tehdit etmeye baÅŸlayanları da gördük. Ama bir ÅŸeyi unutuyorlar, daha üç dört sene öncesine kadar herkes Türkiye’deki deÄŸiÅŸimi, reformları, sessiz devrimi övüyordu. Bu sessiz devrimi gerçekleÅŸtirenler de aynı kiÅŸilerdir. Recep Tayyip ErdoÄŸan’dır, AK Parti iktidarlarıdır. Biz 2013, hatta ondan biraz öncesinden bu yana normal yıllar, normal günler geçirmiyoruz, hep olaÄŸanüstü durumlarla karşı karşıya kaldık. Darbe giriÅŸimleri, halkın oyuyla seçilmiÅŸ Hükümeti yıkmak için planlanan birçok eylem ve 17-25 Aralık darbe giriÅŸimleri. O zaman baÅŸka kılıflarla bunu yaptılar; yargı, polis v.b. Ama hiçbirinde baÅŸarılı olamayınca bu sefer bu kanlı darbe giriÅŸiminde bulundular. 

Bir terör saldırısı sebebiyle bile Fransa gibi bir ülke tüm ülke genelinde olaÄŸanüstü hal ilan etti, bizim de uygulamalarımız tamamen Fransa’daki uygulamalarla aynı. Yani Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi’nin 15. maddesiyle ilgili derogasyon ya da kısıtlama vesaire. Dolayısıyla bizim ÅŸu andaki tüm uygulamalarımız elbette hukukun üstünlüÄŸü ve Türk kanunları, anayasası çerçevesinde olacaktır. Sorgulamalar, soruÅŸturmalar yapılır ve yargı gerekli kararları alır, deliller toplanır, kararlar alınır ve bu süreci biz de hep birlikte yaşıyoruz sizlerle beraber. 

SORU- Efendim, dün Amerikalı bazı komutanların açıklamaları oldu, Türkiye’deki darbe giriÅŸiminin ardından ihraç edilen, tasfiye edilen bazı askerlerin kendileriyle iyi iliÅŸkiler içinde olan, iletiÅŸim içinde olan kiÅŸiler oldukları ve bunların tasfiyesinin Türkiye’yle, Amerika’nın terörle mücadelesine ortak iÅŸbirliÄŸine zarar verebileceÄŸini söylediler, nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz bu açıklamayı? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Bu deÄŸerlendirmeyi çok saçma buluyorum. Türk askeri, Türk Silahlı Kuvvetleri, sadece içine sızmış asker kıyafeti giymiÅŸ kiÅŸilerden ibaret deÄŸildir. Dolayısıyla DEAÅž’la mücadele, PKK’yla mücadele, terör örgütleriyle mücadele kapasitesine sahip olanlar sadece onlar da deÄŸildir. EÄŸer sadece bu paralel yapıya, bu terör örgütüne mensuplar DEAÅž’la mücadele ediyor denirse, biz bunu ÅŸiddetle reddederiz, böyle deÄŸerlendirmeleri doÄŸru bulmuyoruz. Bize ÅŸunu sorarlarsa: Ordu içinde bu kadar temizlik yapıldı, ordunun kapasitesi zayıfladı mı veya DEAÅž’la ya da diÄŸer terör örgütleriyle mücadele konusunda zafiyete yol açar mı? diye sorarlarsa biz onlara ÅŸunu söyleriz. Aksine, ordunun içindeki bu çürükler temizlendiÄŸi zaman, beyninde ve planlarında kanlı darbe giriÅŸimi yapmak olan kiÅŸiler ayıklandığı zaman, ordumuz her ÅŸeyden önce daha güvenilir olur, daha dinamik olur, daha temiz olur ve mücadelesinde daha etkili olur. 

Biz bugüne kadar ABD’yle DEAÅž’a yönelik mücadele konusunda önemli adımlar attık. Türkiye her zaman iki ülke arasında askerler arasında, bizler arasında varılan mutabakatlara da uymuÅŸtur, hiçbir zaman yükümlülüklerinden geri kalmamıştır. Dolayısıyla, ÅŸimdi bunlar bizim adamlarımız derse o zaten saçmalıktır. Darbe yapanlar eÄŸer ABD askerlerinin adamıysa o zaman zaten ülkemizde birçok insan tepki gösteriyor, bu tepki artar. O yüzden bu açıklama eÄŸer sizin söylediÄŸiniz gibiyse saçma bir açıklamadır. Türkiye’nin DEAÅž’la mücadele, PKK ve diÄŸer örgütlerle mücadele konusundaki kapasitesini sadece bunlarla sınırlı tutmak, ayrıca artniyet yoksa bilgisizlik ve cehaletten kaynaklanıyordur. O nedenle bu açıklamayı talihsiz ve saçma bir açıklama olarak buluyoruz, eÄŸer doÄŸruysa. 

SORU- Efendim, Türkiye’de Gülen kuruluÅŸlarının tasfiyesiyle ilgili bir mücadele görüyorum, ama bunun bir küresel tarafı da olduÄŸunu biliyoruz. Gülen’e ait okullar ve diÄŸer farklı kuruluÅŸlar… Öncelikle elinizde bir küresel bir harita var mı, yani ne kadar Gülen okulu var, ne kadar bunlara baÄŸlı ticaret organizasyonu var, böyle bir dökümünüz var mı, bize bu konuda biraz küresel bir tablo çizebilir misiniz? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Tabii ki var. Zaten biz ikili düzeydeki tüm temaslarımızda bu terör örgütünün mensuplarının ya da yapılanmasının olduÄŸu ülkelerdeki muhataplarımıza iletiyoruz. Okullar, diÄŸer aktiviteler, yine ticaret odası veya buna benzer yapılanmalar, bazı diyalog adı altındaki yapılanmalar ve buradaki kiÅŸiler hakkındaki bilgileri muhataplarımızla paylaşıyoruz. Sayın CumhurbaÅŸkanımız, Sayın BaÅŸbakanımız ve biz DışiÅŸleri Bakanlığı olarak bunları iletiyoruz. Ayrıca misyonlarımız da bugüne kadar bu konuda detaylı bilgileri sürekli bulundukları ülkedeki DışiÅŸleri ve İçiÅŸleri Bakanlığındaki yetkililerle paylaÅŸmıştır. Esasen bu konuda geçmiÅŸte adım atan ülkeler de olmuÅŸtu, tedbirli davranan ülkeler de olmuÅŸtu. Hatta bize soran ülkeler de olmuÅŸtu. En son Ruanda ziyaretimde DışiÅŸleri Bakanı “Bunlar benimle de çok görüÅŸmek istiyor sürekli de baskı yapıyorlar hiçbir zaman görüÅŸmedim, bunları bana biraz anlatın” dedi. Ne olduklarını, ne yapmaya çalıştıklarını anlattık, çünkü darbe giriÅŸiminden sonra daha da iyi anladıklarını bilgisini alıyoruz. Tabii bunlar tüm dünyada birçok ülkede bu yapılanma içindeler. 

Buralarda neler yaptıklarını biliyoruz, bazı ülkelerde göreceli olarak daha da yapılanmışlar, Kırgızistan bunlardan bir tanesi. Bazı ülkeler tedbir almaya baÅŸladı. Somali Bakanlar Kurulu kararıyla bu yapıların tüm faaliyetlerini durdurdu ve baÄŸlantılı kiÅŸileri sınır dışı etti, Ürdün oradaki okulları kapattı, Azerbaycan hem oradaki üniversitenin, hem de oradaki gazete ve benzeri kuruluÅŸların faaliyetlerini durdurdu, Nijer’den aynı bilgileri alıyoruz, KKTC terör örgütü listesine aldı ve Ekvator Ginesi’nden aynı ÅŸekilde bilgi geldi. Zaten bugüne kadar birçok ticaret odasını adeta laÄŸvetmiÅŸlerdi ya da bunlara karşı olan vatandaÅŸlarımız ayrılarak yeni ticaret odaları ya da buna benzer iÅŸadamları dernekleri kurmuÅŸlardı. Bazı yerlerde bunların tamamen temizlendiÄŸini -Japonya’da, Makedonya’da- görüyoruz. Bazı ülkelerde de diyalog adı altında ofisler veya Türkçe kursları gibi küçük sayıda yapılanmaları var, mesela Belarus bunlardan bir tanesi. Belarus’un da bu yapıları kapatacağını duyduk. Aynı ÅŸekilde Etiyopya gibi, Sudan gibi ülkelerden de aynı ÅŸekilde kararlar var, adımlar var. Bulgaristan da burada baÅŸ müftülük bünyesinde bu örgüte baÄŸlı ya da iltisaklı kiÅŸileri tasfiye etme kararı aldı. Sırbistan’da aynı ÅŸekilde faaliyetler var. Yani birçok ülke esasen adım atmaya baÅŸladı. Kırgızistan gibi bazı ülkeleri de biz arıyoruz, bunlar size de darbe giriÅŸiminde bulunabilirler, dolayısıyla dikkatli olun diye onlara da uyarı yapıyoruz. Yurtdışındaki yapılanmalarına yönelik faaliyetlerimizi de artırarak devam ettiriyoruz. Hem burada, Ankara’da, Bakanlığımız ve Hükümetimizle, hem de yurt dışındaki misyonlarımızla beraber bu çabaları devam ettireceÄŸiz. 

SORU- Ece Göksedef, El-Cezire. Efendim önümüzdeki günlerde ya da haftalarda bir Amerika seyahati planlıyorsunuz. Bu ziyaretinizde -19 Temmuz’du yanılmıyorsam zaten Amerika BirleÅŸik Devletleri’ne birtakım belgeler gönderilmiÅŸti- bu belgelerin dışında ek bir belge olacak mı? Bir de bu belgelerin içeriÄŸiyle ilgili bilgi almak istiyorum. Bu belgeler 15 Temmuz darbe giriÅŸimiyle ilgili Fethullah Gülen’in baÄŸlantısını gösteren belgeler mi, yoksa daha eskiye dayanan belgeler mi? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Daha önce ilettiÄŸimiz belgeler geçici tutuklama talebimizle ilgili belgelerdir, deÄŸiÅŸik davalardan dört tane. O talebin gerekçesini de aynı ÅŸekilde ABD’ye ilettik. Åžimdi bu darbe giriÅŸimiyle ilgili dosya hazırlanıyor. Deliller, itiraflar ve tüm ifadelerden sonra belgelerle birlikte yeni dosya hazırlanacak ve bu dosyayı muhataplarımıza ileteceÄŸiz. Bir taraftan hukuki çalışmaları yapmak lazım, diÄŸer taraftan da diplomasiyi çalıştırmak lazım. Amerika’yla aramızda açık olan kanalları en iyi ÅŸekilde iÅŸleterek bu ÅŸahsın Türkiye’ye iadesi konusunda çabalarımızı sürdüreceÄŸiz. Herkes, -biz, Adalet Bakanlığımız- ÅŸu anda yoÄŸun bir ÅŸekilde çalışıyor. Bu dosyayı hazırladıktan sonra iletmek için ABD’ye gideceÄŸimiz de konuÅŸuldu. Böyle bir ziyarette bulunabiliriz ama herkes oraya gidip gelirken bu ÅŸahsı, bu teröristi getireceÄŸiz gibi bir beklenti içine girdi. Tabii bu bir iÅŸlem ama biz bu iÅŸlemin de uzamasını istemiyoruz. Bu sürecin en kısa sürede tamamlanmasını istiyoruz. Görüyoruz, duyuyoruz ve bilgiler elde ediyoruz, ki baÅŸka üçüncü ülkelere kaçma ihtimali de var. Zaten bu konuda da ABD’nin tedbir almasını istedik. Dolayısıyla, bir an evvel aramızdaki anlaÅŸmalar çerçevesinde Türkiye’ye iade edilmesi gerekiyor. 

SORU- Stuart Williams, AFP. Darbe giriÅŸiminden sonra tek bir Avrupalı DışiÅŸleri Bakanının Türkiye’yi ziyaret etmemiÅŸ olmasını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz? Dış politika stratejinizi gözden geçirecek misiniz? Rusya ve İsrail ile iliÅŸkileriniz ne olacak? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- TeÅŸekkür ediyorum. Her ÅŸeyden önce Rusya, İsrail ve sorunların olduÄŸu diÄŸer ülkelerle iliÅŸkilerimizi normalleÅŸtirmek ya da daha ileriye götürmek için bundan sonra da çabalarımız devam edecek. Rusya’yla uçak düÅŸürme hadisesinden sonra iliÅŸkilerimizde bir kopukluk oldu. Bu süreçte NATO üyesi birçok ülke de dahil, Batı’dan birçok dostumuz, müttefikimiz bize Rusya’yla iliÅŸkilerin normalleÅŸtirilmesinin faydasını anlatmaya çalıştı. Åžimdi iliÅŸkiler normalleÅŸince bu sefer komplo teorileri üretmeye baÅŸladılar, bundan rahatsız oldular. Bu da maalesef her zaman söylediÄŸimiz ikiyüzlülüÄŸün en belirgin örneÄŸidir. Biz bu ikiyüzlülükten çok bıktık. Bizzat bana da daha önce niye iliÅŸkilerinizi düzeltmiyorsunuz diyenler, ÅŸimdi Rusya’yla iliÅŸkiler düzeldiÄŸi için rahatsızlıklarını doÄŸrudan ya da dolaylı ifade etmeye baÅŸladılar. Oysa bizim Rusya’yla iliÅŸkilerimiz uçak düÅŸürme hadisesinden önce de Avrupa BirliÄŸi, ABD ya da NATO’yla iliÅŸkilerimize alternatif deÄŸildi, her zaman tamamlayıcı olmuÅŸtur. NATO içinde de her zaman caydırıcılık ve diyalog önplana çıkıyor. Rusya’yla olan iliÅŸkiler bakımından VarÅŸova Zirvesi’nde de bu önplana çıktı. Biz bu adımları atmaya devam edeceÄŸiz, çok yönlü dış politikamızı uygulayacağız. 

Avrupa’dan, Batıdan bir tek Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland Türkiye’ye gelmek istedi. Esasen Jagland’la ve Avrupa Konseyi’yle çok iyi diyaloÄŸumuz var, çalışma gruplarımız var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerinin uygulanması dahil birçok konuda -mesela GRECO gibi- Avrupa Konseyi’nin diÄŸer kurumlarının tavsiyelerinin yerine getirilmesi ve İşkence Önleme Komitesiyle 15 yıldır süren yakın iÅŸbirliÄŸimiz gerçekten çok verimli sonuçlar doÄŸurdu, bu iÅŸbirliÄŸini de sürdüreceÄŸiz. OlaÄŸanüstü Hal ilan ettikten sonra da Adalet Bakanlığımızla da bir kere daha teyitleÅŸtik, bu süreçte atılan adımları Avrupa Konseyi’yle de paylaÅŸacağız, yani biz bu süreci ÅŸeffaf bir ÅŸekilde yürüteceÄŸiz. 

OlaÄŸanüstü Halin vatandaÅŸlarımıza, sivil insanlara herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığını sizler de görüyorsunuz. Hedefi de zaten vatandaÅŸlarımız deÄŸildir. Bazı vatandaÅŸlarımızda tereddüt vardı çünkü eski OlaÄŸanüstü Hal döneminden kalan acı hatıralar var. Biz tabii Türkiye’yi o günlere döndürmemek için OlaÄŸanüstü Hali zaten geldiÄŸimiz zaman kaldırmıştık. 

Avrupa Konseyi’yle bu bakımdan da temaslarımız devam edecek, en kısa sürede de Jagland’ın ziyaretini gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Sayın CumhurbaÅŸkanımızdan ve BaÅŸbakanımızdan da tarih ve saat almaya çalışıyoruz. Ama Avrupa BirliÄŸi’nden ÅŸu ana kadar ziyaret için bana gelen bir talep olmadı. Telefon açan çok sayıda dostumuz oldu, zaten onlarla telefon görüÅŸmelerimizde hem teÅŸekkürümüzü, hem de bazı sitemlerimizi paylaÅŸtık. 

Geçen Pazartesi günü, yani 15 Temmuz Cuma gecesi gerçekleÅŸen darbe giriÅŸiminden hemen sonraki Pazartesi günü Brüksel’de Avrupa BirliÄŸi DışiÅŸleri Bakanları Konsey Toplantısı gerçekleÅŸti. Orada, Boris Johnson ve Hollanda DışiÅŸleri Bakanı Bert Koenders dahil bazı DışiÅŸleri Bakanları benim oraya davet edilmemi önerdi, ama buna karşı çıkanlar oldu ve davet edilmedik. Åžimdi hem diyaloÄŸa hazır deÄŸilsiniz, diyalog içinde olmak, birinci elden bilgi almak istemiyorsunuz, hem de özellikle basının yönlendirilmesiyle hareket ediyorsunuz -ki Avrupa’da basın maalesef son derece negatif bir rol oynuyor. Burada bir parantez açayım, sadece bu konuda deÄŸil, artan ırkçılık, yabancı düÅŸmanlığı, radikalleÅŸme, göçmenlerin sorunları gibi Avrupa halkları için hayati konularda maalesef Avrupa basını bizi hayal kırıklığına uÄŸratıyor. Oysa bizim en büyük umudumuz, bu akımlara karşı merkezdeki politikacılar, yerel yöneticiler ve basındı. Merkez politikacılarda zaten bir zemin kayması var, bazılarında ciddi zemin kayması var. Ama biz basının özellikle insan haklarını, özgürlükleri, çok kültürlülüÄŸü, çok dinliliÄŸi savunmasını beklerdik, tam tersi olarak basın Avrupa’da İslam karşıtlığının en büyük kalesi oldu. Bu da siyasetçileri de, halkları da etkiliyor, zehirliyor. Bu çok tehlikeli bir eÄŸilim. Aynı ÅŸekilde radikalizme karşı da hep birlikte mücadele etmemiz lazım. Bunlar kısır döngüler: eÄŸer biz ÅŸu anda Avrupa Kıtasını ve ülkelerini kurtaramazsak maalesef İkinci Dünya Savaşı’ndan önceki tabloyla karşı karşıya kalırız, bu çok ciddi bir durum. Daha önceki konuÅŸmalarımda takip ettiyseniz ben bunu 2010’dan bu yana söylüyorum, ve maalesef hep haklı çıkıyorum. Bu giderek kötüleÅŸiyor. 

Bu göç ve vize serbestisi konularında bile bazı Avrupalı siyasetçilerin, Avrupa BirliÄŸi yetkililerinin çok popülist açıklamaları oldu. Ben bunun nedenini diÄŸer dostlarıma sordum. Maalesef Avrupa’da artan İslamofobi deyince akla en güçlü ülke olarak Türkiye geliyor. Tabii akla gelen ilk olarak İslam ve ondan sonra Müslümanlar, Türkler olunca, hedef Recep Tayyip ErdoÄŸan ve dolayısıyla Türkiye olduÄŸu için onların da popülizm iÅŸine girdiklerini kendileri itiraf ediyor; burada saÄŸduyulu arkadaÅŸlarımdan bahsediyorum. 

O nedenle bizimle yakın temas ve iÅŸbirliÄŸi içinde olmak, anlamaya çalışmak ve bu süreci ÅŸeffaf bir ÅŸekilde götürmek konusunda öneriler getirmek yerine, hep saldırı yapılıyor. Adeta darbe yapanlar temiz, çok iyiymiÅŸ, bu iktidar çok kötüymüÅŸ gibi sürekli CumhurbaÅŸkanımızı ön plana çıkarıyorlar. 

Ayrıca, ÅŸu iddiada bulunuyorlar: CumhurbaÅŸkanı bunu muhalefeti temizlemek için bir fırsat olarak kullanır. Kim muhalefet? CHP mi, MHP mi, HDP mi? Bunlarla ilgili bir sorun var mı? Yok. CHP’nin ve MHP’nin açıklamalarını görüyorsunuz. PKK konusunda HDP’yle aramızda bir mesafe olmasına raÄŸmen onlar da Meclisteki deklarasyona imza attılar. Peki, Recep Tayyip ErdoÄŸan hangi muhalefeti yok etmeye çalışıyor? Muhalefet kim? SokaÄŸa baktığınız zaman da meydanda herkesi görüyorsunuz, Alevi’yi Sünni’yi, CHP’liyi, MHP’liyi, Vatan Partiliyi, küçük-büyük herkesi görüyorsunuz, hangi muhalefeti yok etmeye çalışıyor? 

Åžu anda mücadele ettiÄŸimiz tek bir grup var, o da bu terör örgütü. Darbe giriÅŸiminde bulunan ve darbe yapsaydı 10 bin kiÅŸiyi öldürecek olan bu örgüt baÅŸarılı olsaydı, demokrasinin D’sinden, insan haklarının İ’sinden, hukukun üstünlüÄŸünün H’sinden bahsedemeyeceÄŸimiz bir ortam olacaktı. Bunlara karşı mücadele veriyoruz, yine de suçlu biz oluyoruz. 

Bu grup, Oda TV dahil olarak basın ordunun içinde birçok kez darbe yaptı, o zaman da suçlanan biz olduk. Bunların yaptığı ortaya çıktı, 2013’ten bu yana bunlarla mücadele ediyor, durumu her platformda anlatmaya çalışıyoruz. Hiçbirisi, ne Avrupa BirliÄŸi’ndeki arkadaÅŸlar ne de o zamanki GeniÅŸlemeden Sorumlu Komiser anlamak istemedi, kendisi son raporunda dolaylı bir ÅŸey yazdı. Onlara göre Türkiye’nin, Türk hükümetinin aleyhinde olan her ÅŸey iyidir, yani sonuçta darbe de iyidir demeye baÅŸlayanlar oldu. 

Åžimdi Amerika’da bakıyoruz, Türkiye uzmanı olarak geçinen bazı uzmanlar ErdoÄŸan’ı niye öldürmediniz diye darbecilere kızıyorlar. Åžimdi bu insanlar nasıl demokrat olabilir, hangi insan haklarından bahsediyorsunuz siz? 

O yüzden biz bu ÅŸekilde Türkiye’ye ders vermeye çalışan, Türkiye’ye tepeden bakıp Türkiye’nin patronu gibi kendisini görenlerden gelen tepkilere maalesef biz de karşı tepkiyi koyuyoruz. Bunların bizim için bir deÄŸeri ve bize herhangi bir faydası, yapıcılığı yoktur. Kendilerini Türkiye’nin patronu gören ve Türkiye gibi diÄŸer ülkeleri ikinci sınıf ülke gören siyasetçilerden gelen bu önerilerin, bu görüÅŸlerin kabul görmeyeceÄŸini de bilmeleri gerekiyor. 

Bilgi mi almak istiyorsunuz? Evet. GörüÅŸlerinizi mi bildirmek istiyorsunuz? Evet. EleÅŸtiri mi yapmak istiyorsunuz? Evet. EndiÅŸenizi mi paylaÅŸmak istiyorsunuz? Evet. ÇaÄŸrıda mı bulunmak istiyorsunuz? Ona da evet. Çok ciddi bir durum varsa, hani İngilizcede “engagement” derler ya, bunu mu yapmak istiyorsunuz? Ona da evet. Ön yargısız, objektif kriterler çerçevesinde biz bunların hepsine varız. Sizin söylediÄŸiniz gibi temasa geçmek, gelmek, doÄŸrudan bilgi almak bile istemiyorlar, ancak konuÅŸuyorlar. 

Avrupa’da da dünyada da birinci, ikinci sınıf ülke yoktur. Standartlar bakımından demokraside, diÄŸer konularda daha ileri, daha geri ülkeler vardır. Demokratik standartlar bakımdan daha ileri ülke de, daha geri ülke de var. Åžimdi Greco’nun tavsiyelerine bakınca gördüÄŸümüz üzere Greco’nun en büyük, en çok sorun yaÅŸadığı ülkelerin bazıları İskandinav ülkeleri. Normalde Avrupa’da demokraside, ÅŸeffaflıkta göreceli olarak en ileri ülkeler hangileri diye sorsak ben de, siz de hepimiz önce İskandinav ülkelerinden baÅŸlarız deÄŸil mi? Ama son süreçte gördüm ki Greco’nun en sorunlu olduÄŸu ülkelerin bazıları İskandinav ülkeleri. 

Yani bu sebeple standartlarda ileri geri olur. Ama benim anlatmaya çalıştığım; standartta biraz geri gidildi ya da bazı sorunlar yaÅŸandı diye, ikinci sınıf ülke veya toplum muamelesi yapmak doÄŸru bir yaklaşım deÄŸildir. Engagement (Angajman) kelimesi neydi? İngilizcede güzel bir tabir var: “engagement”. Gelin beraber ne yapalım, ne edelim konuÅŸalım. Bu çok önemlidir. Siz de bu konuda yardım edeceksiniz. Avrupa BirliÄŸi’nin ve Avrupa Konseyi’nin yaklaşımını, yani Genel Sekreterin ve kurumların yaklaşımını görmek istiyoruz. 

SORU- Merve AydoÄŸan Daily Sabah: Sayın Bakanım, en son yaptığınız açıklamalarda 300’e yakın DışiÅŸleri personelinin ihraç edilebileceÄŸini söylediniz. Bununla ilgili yeni bir geliÅŸme var mı? Son durum nedir? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Evet, 88 tane arkadaşın ya da bu yapıya mensup olduklarına dair bilgi elde ettiÄŸimiz kiÅŸilerin Bakanlığımızla iliÅŸiÄŸini kestik. Çünkü bizim Bakanlığımız da hassas bir Bakanlık. Devletin hafızasıdır, devletin sırlarının ve en önemli görüÅŸmelerin yapıldığı kurumdur ki bu paralel yapı buradaki önemli görüÅŸmeleri de zamanında dinledi ve sızdırdı biliyorsunuz. Tabii bizim Bakanlık onlar için önemli stratejik Bakanlıklardan bir tanesi olduÄŸundan yurt içinde ve yurt dışındaki faaliyetlerini iyi sürdürmek için Bakanlığımıza sızmışlar. Sınavlarda sorular verilmiÅŸ, sınav yöntemi deÄŸiÅŸmiÅŸ, çoktan seçmeli sınav seçeneÄŸi getirilmiÅŸ ve sorular verilmiÅŸ. Tabii bu süreçte bu paralel yapıyla, onların imamlarıyla ve üst düzey yöneticilerle yakın iÅŸbirliÄŸi içinde olan, temas içinde olan kiÅŸileri de tespit ediyoruz. İstihbaratımızdan, emniyetten, diÄŸer kurumlardan aldığımız bilgiler var. Bakanlık içinde kendi tespitlerimiz var. Tüm bunları titizlikle deÄŸerlendiriyoruz, haksızlık da yapmak istemiyoruz. Yani kurunun yanında yaÅŸ da yanarsa yansın anlayışı olmaz. Hata olabilir; mutlaka hata olabilir. Bazı kiÅŸiler konusunda deÄŸiÅŸik dostlarımızdan da bazı bilgiler geliyor. Biz de kendilerinin önüne net bilgileri koyunca, referanslarını geri çekenler de oluyor. Ama bu tür referansları da dikkatlice inceliyoruz, gelen ihbarları da çok dikkatlice inceliyoruz. Hata yapmamak için bir de komisyonumuz var. Ama bir gerçek var ki; maalesef bizim Bakanlığımızın içinde bu yapılanma ve bu yapının mensupları var. Bazıları da kendilerini ifÅŸa etmeye baÅŸladılar, itiraflar baÅŸladı. Önümüzdeki süreçte, elbette biz de bu titiz çalışmaları sürdürerek, bu gruba ait kiÅŸileri Bakanlığımızdan uzaklaÅŸtıracağız. Geçen sene 34 kiÅŸiyi baÅŸka kurumlara göndermiÅŸtik. O 34 kiÅŸinin de devletle iliÅŸiÄŸinin kesildiÄŸi bilgisi bize geldi. Önümüzdeki süreçte adım attıkça bu bilgileri de sizlerle paylaÅŸacağız. 

SORU- Efendim soruma bir ek olarak, DışiÅŸleri Bakanlığı’nın dinlenilmesiyle ilgili soruÅŸturma olayının bu darbe giriÅŸiminin ardından yeni bir safhaya geçmesi öngörülüyor mu? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Elbette ÅŸu anda darbe giriÅŸiminde bulunanlar ve onlara destek verenlerle ilgili yoÄŸun bir çalışma var. Ama önümüzdeki süreçte, tüm bu darbe giriÅŸiminden sonra ortaya çıkan darbe giriÅŸimiyle baÄŸlantılı ve kimi sivil, kimi polisin içinde, kimi halen yargıda olan yeni kiÅŸiler var. O sebeple tüm devam eden süreçlerde, bu konu tabii ki yeniden gözden geçirilecektir. 

SORU- Fırat Kozalak, Bloomberg News: İlk günlerde, İncirlik komutanının ABD’den sığınma talebinde bulunduÄŸu yönünde haberler çıktı. Bu yönde bir bilgi size ulaÅŸtı mı? 

Türkiye’nin yurt dışındaki askeri görevlileri ya da yurt içindeki askeri diplomatik görevlileri arasından, ÅŸu ana kadar baÅŸka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ya da baÅŸka bir ülkeye kaçan ismin olup olmadığını tespit ettiniz mi? 

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUÅžOÄžLU- Evet, İncirlik’teki iddia… Buradaki zât, biliyorsunuz darbe giriÅŸiminde önemli bir rol oynadı ve ikmal uçakları da buradan kalktı. Bu kiÅŸinin sığınma talebinde bulunduÄŸuna dair bize de bir bilgi geldi. Ama bu talep kabul görmemiÅŸ. 

DiÄŸer taraftan, yurt dışında bulunan bazı askeri ateÅŸeler kaçmaya çalıştı. ÖrneÄŸin Kuveyt’te o günkü askeri ateÅŸe Suudi Arabistan üzerinden kaçmaya çalıştı. Ama Suudlar bu kiÅŸiyi yakaladılar ve bize teslim ettiler. Aynı ÅŸekilde, Afganistan’da görev yapan iki General Dubai üzerinden kaçmaya çalıştı. O gün Türk Hava Yolları uçağı yerine, Dubai’ye giden bir uçaÄŸa bindiler, biz de takip ettik ve BirleÅŸik Arap Emirlikleri yetkilileriyle de temas içinde olduk. Bakanlığımız, daha sonra istihbaratımıza da bilgi vererek bu konuyu onlara devretti. Dubai hava alanında, Türkiye’ye gelecek uçaÄŸa binselerdi sorun yoktu, ama onlar çıkmak isteyince yakalandılar ve Türkiye’ye teslim edildiler. Darbe giriÅŸimi akÅŸamı hemen burada da bir kriz masası oluÅŸturduk. Darbe giriÅŸiminin olduÄŸu gece, bazı askeri ateÅŸeler de artık yetkinin kendilerinde olduÄŸuna dair büyükelçiliklerimize bildirimde bulundular. Biz de bütün misyonlarımıza acil bir talimat göndererek, Bakanlığımız dışından gelen hiçbir bilgiye ve belgeye itibar etmemelerini, sadece bizden gelen bilgilere ve talimatlara itibar etmelerini ilettik. Nitekim böyle oldu. İşte yurt dışındaki bazı askeri ateÅŸeler ve bazı misyonlarımızda bulunan üst düzey subaylarla ilgili bugüne kadar olan geliÅŸmeler bunlardan ibarettir.

İlgili Etiketler :

Ilgili Haberler