~~BÜYÜKELÇİ KAYMAKCI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİ DEÄžERLENDİRDİ.
gundem.be
AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Türkiye-AB iliÅŸkilerini deÄŸerlendirdi.
Büyükelçi Kaymakçı iliÅŸkiler son dönemde bazı önyargılarla yavaÅŸlatılmaya çalışılsa da Türkiye için stratejik bir hedef olan AB üyeliÄŸinin, tarihin, coÄŸrafyanın, ekonominin, ortak çıkarların ve bölgemizde istikrarlı ve güvenli bir geleceÄŸin gerekliliÄŸi olduÄŸunu hatırlattı.
Büyükelçi Kaymakcı ‘’AB’ye katılım sürecimiz, Cumhuriyetimizin ilanından sonraki en önemli ilerleme ve çaÄŸdaÅŸlaÅŸma projesidir. AB üyelik süreci, vatandaÅŸlarımızın yaÅŸam standartlarının her alanda yükseltilmesi, temel hak ve özgürlüklerin geniÅŸletilmesi ve Türkiye’nin Avrupa ve dünyada hak ettiÄŸi yere ve ağırlığa ulaÅŸması hedeflerimizle örtüÅŸmektedir’’ diyerek Türkiye’nin geleceÄŸe dönük vizyonunda olması gereken noktalara deÄŸindi.
Büyükelçi Faruk Kaymakcı’nın açıklaması;
AB’ye katılım sürecimiz, Cumhuriyetimizin ilanından sonraki en önemli ilerleme ve çaÄŸdaÅŸlaÅŸma projesidir. AB üyelik süreci, vatandaÅŸlarımızın yaÅŸam standartlarının her alanda yükseltilmesi, temel hak ve özgürlüklerin geniÅŸletilmesi ve Türkiye’nin Avrupa ve dünyada hak ettiÄŸi yere ve ağırlığa ulaÅŸması hedeflerimizle örtüÅŸmektedir.
Türkiye-Avrupa Ekonomik TopluluÄŸu (AET) Ortaklık AnlaÅŸması’nın imzalanması vesilesiyle Ankara’da 1963 yılında yapılan törende dönemin AET Komisyon BaÅŸkanı Walter Hallstein’ın da vurguladığı gibi, Türkiye Avrupa’nın parçasıdır ve gerçekten de Türkiye’nin Avrupa ve Avrupa BirliÄŸi (AB) ile iliÅŸkileri derin bir geçmiÅŸe, deÄŸiÅŸmeyen bir coÄŸrafyaya, köklü kurumsal baÄŸlara ve ortak çıkarlara dayanmaktadır.
AB’nin ortaklık kurduÄŸu ilk ülkelerden biri olan Türkiye, 1996 yılında AB ile Gümrük BirliÄŸi tesis etmiÅŸ, 1999 yılında AB tarafından oybirliÄŸiyle resmen aday ülke ilan edilmiÅŸ ve 2005 yılında da üyelik müzakerelerine baÅŸlamıştır. Siyasi bakımdan Türkiye’nin demokratikleÅŸme sürecinde AB, önemli bir teÅŸvik edici güç olagelmiÅŸ, ekonomik ve ticari bakımdan da en önemli ortaklarından ve pazarlarından biri olmaya devam etmektedir. Ülkemize yönelik yabancı sermaye yatırımında ve teknoloji transferinde de AB ülkeleri en yüksek paya sahiptir.
AB’ye katılım sürecimiz, Cumhuriyetimizin ilanından sonraki en önemli ilerleme ve çaÄŸdaÅŸlaÅŸma projesidir. AB üyelik süreci, vatandaÅŸlarımızın yaÅŸam standartlarının her alanda yükseltilmesi, temel hak ve özgürlüklerin geniÅŸletilmesi ve Türkiye’nin Avrupa ve dünyada hak ettiÄŸi yere ve ağırlığa ulaÅŸması hedeflerimizle örtüÅŸmektedir.
Tarih boyunca Avrupa’nın siyasi, ekonomik ve kültürel geliÅŸiminde belirleyici bir yer edinmiÅŸ, güvenlikten ekonomiye, spordan kültür ve sanata pek çok alanda Avrupa’yla bütünleÅŸmesini kurumsallaÅŸtırmış olan Türkiye, bundan sonra da Avrupa’da ve dünyada istikrar ve refahın güçlendirilmesine katkıda bulunmaya devam edecektir.
Bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduÄŸu düzensiz göç krizi, terörizm, ekonomik kriz, artan enerji gereksinimi, yabancı düÅŸmanlığı, ırkçılık, İslamafobi, yaÅŸlanan nüfus ve uyum sorunu gibi sınamalara bakıldığında, Türkiye Avrupa’da ve ötesinde anahtar bir ülke olarak belirmektedir. Bu bakımdan, Türkiye-AB iliÅŸkileri ve nihayetinde AB’ye tam üyelik, “kazan-kazan” temelinin ötesinde dünya için de bir kazanç anlamına gelecektir.
Nitekim, CumhurbaÅŸkanımız Sayın Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın Ekim 2015’te AB baÅŸkenti Brüksel’i ziyareti ile yeniden ivme kazandırılan süreçle birlikte gerçekleÅŸen Türkiye-AB Zirveleri, terörle ve düzensiz göçle mücadele, vatandaÅŸlarımıza vize serbestisi, ekonomi ve enerji gibi önemli alanlarda güçlü bir iÅŸbirliÄŸinin önünü açmıştır. AB’nin terörle mücadelemize daha somut destek vermesinin saÄŸlanması, Vize Serbestisi Diyalogunun tamamlanarak Schengen ülkelerine vizesiz seyahat hakkının Türk vatandaÅŸlarına verilmesi, Gümrük BirliÄŸi’nin güncellenerek Türk ekonomisinin daha da güçlendirilmesi ve büyütülmesi ve AB ile üst düzey diyalogun artırılması önümüzdeki dönemin öncelikleri olarak belirmektedir.
Türkiye-AB iliÅŸkileri çok boyutludur. Ancak ortaklığımızın ve iÅŸbirliÄŸimizin temel amacı Türkiye’nin AB’ye üyeliÄŸini gerçekleÅŸtirmektir. Her türlü engele raÄŸmen katılım müzakereleri, Türkiye-AB iliÅŸkilerinin temelidir. Türkiye, AB’ye üyelik perspektifini kaybetmeden bu iliÅŸkiyi ve çalışmalarını kararlılıkla devam ettirecektir.
DiÄŸer aday ülkelerle karşılaÅŸtırıldığı ve Türkiye’nin kendine özgü özellikleri düÅŸünüldüÄŸünde, Türkiye’nin AB’ye üyeliÄŸi, hem AB, hem Türkiye açısından kolay olmamakla birlikte, tam üyelik koÅŸullarını yerine getirmiÅŸ bir Türkiye’nin AB üyeliÄŸi mümkündür ve vazgeçilmezdir. Unutulmamalıdır ki, Türkiye için stratejik bir hedef olan AB üyeliÄŸi, tarihin, coÄŸrafyanın, ekonominin, ortak çıkarların ve bölgemizde istikrarlı ve güvenli bir geleceÄŸin gerekliliÄŸidir.
Bu süreçte AB kurumları ve çalışmalarının ve Batı’daki bazı kaygı ve önyargıların iyi anlaşılması ve doÄŸru deÄŸerlendirilmesi ve ülkemizin de AB kurum ve üye ülkelerine doÄŸru anlatılması önem arzetmektedir. Bu baÄŸlamda Avrupa BirliÄŸi İletiÅŸim Stratejimizin (ABİS) hem AB hem ülkemize yönelik olarak en geniÅŸ katılımla uygulanması büyük önem arzetmektedir.
AB üyeliÄŸi uluslararası bir örgüte katılmanın ötesinde olup, halklar, ÅŸehirler, üniversiteler ve dernekler arasında baÄŸlantıyı ve iletiÅŸimi gerektirmektedir. Türkiye’nin AB’ye katılım süreci sadece kamunun uhdesinde yer alan bir sorumluluk olarak görülmemelidir. Özel sektörden, sivil topluma ve yerel yönetimlerimizden üniversitelerimize kadar her kesimin bu sürece dâhil olması ve katkı sunması gerekmektedir.
Bu vesileyle, Brüksel’de AB Nezdinde Türkiye Daimi TemsilciliÄŸi olarak görevimizi yürütürken tüm kesimlerin ve vatandaÅŸlarımızın bu önemli ilerleme sürecine dâhil olmalarını ve katkılarını dilediÄŸimizi ve bizim de her türlü desteÄŸi sunmaya hazır olduÄŸumuzu özellikle vurgulamak istiyor, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. ~~gundem.be




























