Ãlümleri Durdurmak için Bütün Türkiye Saat 20:00 iki Dakika Işıklari Söndürün!..
Ãlümleri Durdurmak için Bütün Türkiye Saat 20:00 iki Dakika Işıklari Söndürün!.. "Tunceli bunu haketmedi. Sekiz tabut kalktı. Siz sekiz deyin; ama ben dokuz diyeceĝim. Ãünkü dokuz annenin yüreĝine kor düştü. Bu ateşi kim yakıyorsa, yaktıĝı ateşten o da yanıyordur buna eminim. Dokuz tabut ve herbiri daha henüz 21, 22, 23 yaşlarında, birer anakuzusu ve birer can. Nerde yandı bu ateş nereye kor düştü..?! Tunceli bunu hakketmedi. Ankaraâda koltuklar yumuşaktır; yüzeysel yuvarlak bir kelime ama, gece kondudaki acıyı kimse bilmez. Fakirler, yoksullar, asker ocaĝının yolunu tutarken, askerlikten nasıl sıyırırım, nasıl kaçarım, nasıl çürüĝe çıkarım, deyip; Antalyaâda gününü gün edenler acaba neler düşünüyorlar? Tunceli; aydın, demokrat, evrensel deĝerlere önem veren bir kent. Tunceliâde dokuz tabut kalkınca, sanıyorum; bütün Türkiye bu kente nefret kustu. Oysa düşünmek lazım. Tunceli halki bunu hakketti mi? Yüzde 92âsi okur-yazar olan; din, dil, ırk ve mezhep farkı gütmeyen dünyanın bütün insanlarına kardeş gözüyle bakan, evrensel deĝerleri en üstte tutan bu halk, bu millet, bunu hakketti mi? O anaların yüreĝi gibi Tuncelili analarında yüreĝine kor düştü. O daĝlar, o kayalar, o uçurumlar, o karlar, dile gelse de o acıyı şiire dökse, o acıyı türküye dökse, o acıyı dile getirse. Evet bütün Türkiyeânin gözünden iki damla yaş döküldü. Size soruyorum; âGözyaşının rengi var mı, musallat taşının ulusu, milleti, cinsiyeti ve ırkı var mı? Türkiyeânin gözünden iki damla gözyaşı döküldü. Yaşlar, kor oldu yürekleri yaktı. Ateş düştüĝü yeri yaktı. Gece kondularda yine aĝıtlar yükseldi. Türkçe, kürtçe, arapça. Ama aynı renk gözyaşı döküldü. Hepsinin rengi aynıydı⦠Anaların cıĝlıĝı, göklere çıktı. Feryatlar daĝları deldi. Mektuplar okundu; gömlekler koklandı. Hepsinin mazisi aynıydı. Kör olası fakirlik var ya; neler düşünülmedi ki neler... Her baba düşündü⦠Her baba kör olası fakirliĝi düşündü; âParam pulum olsaydı oĝlum ölmezdiâ dedi. Kim getirir geriye⦠Ãıĝlıklar, gözyaşları, isyanlar, öfkeler, sözler, kelimeler, fidanları getirebilir mi geriye? Kara topraĝa düştüler. Birer birer⦠Sakın onlara benimkisi, seninkisi demeyin. Ãünkü onların anaları aynı çıĝlıĝı, göklere gürlediler. Neydi acaba neydi hiç sordunuz mu bu ölümler niye? Tunceli bu ölümleri hakketmedi. Yüzde doksanı demokrat ve evrensel deĝerlere sıkı sıkıya sarılan Tunceli halkı bunu hakketmedi. Kim kazandı kim kaybetti? Kimse kazanmadı. Ãnsanlık 9 insanını kaybetti. Ãnsanlık bir kez daha kaybetti. Dokuz tabut, dokuzu upuzun yatıyor sessiz ve usulca. Ver elini ölüm demiyorum, niye bu ölümler? Her gün gazetelerde, şu puntolar düşüyor; âAteş, düştüĝü yeri yaktıâ, evet yakmaya devam ediyor. Her yeni gün bir gece konduda, çıĝlıklar yükseliyor. Her yeni gün bir fakir köyünde çıĝlıklar yükseliyor. Her yeni gün, evin tek çocuĝu yeryüzünden sessiz sedasız çekip gidiyor. Ãlümün adı ne, yaşamanın adı ne, savaş ve taraflar ne demek? Kim hangi tarafta? Tarafları analara sorabilir misiniz? Savaşı, analara sorabilir misiniz? Yine dokuz tabut kalktı şehirden. Hepsinin şiirleri, mektupları ve gömlekleri vardı. Hepsinin gözyaşı döken anaları, kız kardeşleri, fakir babaları vardı. Yine dokuz tabut şehrin ortasında yavaş yavaş kara topraĝa verildi. Hepisinin nişanlıları, sevdikleri sözlüleri vardı. Dokuz can dünyadan birer birer süzüldüler. Yuvarlak kelimelerle vatan kurtarmalar, çakıl taşı, hiç birisi yoktu tabutlarında. Sadece sevgiliden bir öpücük, fakir babadan iki paket sigara ve köye saĝ dönme sözü. Her biri bir fidan. Kefenin tek rengi var; mavi gökyüzünün rengiyle gözyaşının rengi aynı. Anaların yüreĝine yine kor düştü. Tunceli bunu hakketmedi. Tunceliliâler bunu haketmedi. Belki de anıtları yapılır, türküleri söylenir. Dokuz tabut kalktı Tunceliânin daĝlarından. Yoksul dokuz tabut. Kim dur diyecek? Her gün bir fidan düşüyor topraĝa. Türk, Kürt, Laz, Ãerkez, Türkmen, Alevi, Suni, Suryani ayırttetmeksizin... Her gün yeni bir ev yanıyor... Bu ölümleri nasıl durdururuz; hiç kendinize sordunuz mu ? Onlar ölüyor birer birer⦠Ocaklara ateş düşüyor yürekleri yakıyor. Evet, her gece saat sekizde 2 dakika ışıklarınızı söndürünüz. Yalnızca iki dakika onlar için⦠Yeni ölümlerin olmaması ve yeni anaların aĝlamaması için yalnızca iki dakika⦠" (Emrullah Yıldız Gazeteci â yazar)
























