HEŞTEG #SürprizYımırta

~~~“Sürprizleri hiç sevmem” diyen biriyseniz, hayatla nasıl baş edebildiğinizi merak ediyorum doğrusu?! Zira hayat,sürprizlere bayılır. Hele ki yıllara atfettiğimiz ve her yeni yılda bizi beklentiye sokan hayat, bize zaman zaman tatsız şakalar ve yersiz sürprizler yapan sınıfın gerzek ve çiğ öğrencisini taklit eder adeta:)

~“Sürprizleri hiç sevmem” diyen biriyseniz, hayatla nasıl baş edebildiğinizi merak ediyorum doğrusu?! Zira hayat,sürprizlere bayılır. Hele ki yıllara atfettiğimiz ve her yeni yılda bizi beklentiye sokan hayat, bize zaman zaman tatsız şakalar ve yersiz sürprizler yapan sınıfın gerzek ve çiğ öğrencisini taklit eder adeta:)

Hepiniz tanıdınız onu eminim:) Herbirimizin okul hayatında böyle en az bir kişi olmuştur, olmadıysa şanslıyız. Ya da şanssız?! Belki de hiç tecrübe etmediğimiz için “sürprizleri sevmiyorum” yorumunda bulunuyoruz?! Hani ağzına bir kez bile işkembe çorbasını sürmemiş birinin “işkembe sevmem been, ıyy nefret ederim demesi” gibi bir şey bu. İnsan deneyimlemediği bilmediği bir şeyi nasıl sevmez? Halbuki sınıftaki gıcık öğrenciyi sevip sevmememiz tamamen onu deneyimlemekten geçer. Yaşarız, gözlemleriz ve kanaat oluştururuz. Yani şans belki de olumsuzları da deneyimlemek ve iyi kötü tüm farklı tatları tecrübe etmektir.
 Mesela o sizinle gerekli gereksiz uğraşır, laf sokar, sadece kendinin güldüğü espriler yapar,üstüne gevrek gevrek güler, (hababam sınıfında abileri bahçede tek ayak üstü cezası alınca gülen ufaklık tiplemesi geldi aklıma) hiper sevimsiz sürprizlerin sahibidir o, yaptıklarıyla arkadaşlarının sinirlerini hoplatmayı başarır, tıpkı hayat gibi;)
                              ****
 O anda farkında olmakta güçlük çekiyor olabiliriz ancak yine de sevemediklerimize de  “iyi ki tanımışım” denmelidir. Ben halen bu hissiyattayım.. şu yaşa geldim , muşmulası, ekşisi, küflüsü, bozuğu, ağzımı buran her tattan sonra “iyi ki” diyorum, yine de “teşekkür” ediyorum, bana mutlaka “bir şey” öğretti diyorum.. Olayın sıcaklığında pek mümkün olmasa da, üstünden biraz zaman geçince, yapılabiliyor.
 Tıpkı Şebnem Ferah’ın bayıldığım “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum” şarkısında söylediği gibi:

Sizi bilmem
 Ama ben karar verdim
 Su gibi
 Duru olup hep akmaya
 Başka sular
 Tanıyıp çoğalmaya
 Dalgalanmaya
 Taşmaya
 Son günlerde
 Çok düşünür oldum
 Zor zamanları
Çabuk atlatır oldum
 Yalnız mıyım
İnsanlar içinde
 Arkadaşlarım
 Aşklarım içinde
 Yara aldım
 Bundan iki yıl önce
 Hiç susmadım
Şarkı söyledim günlerce
 Artık kısa
 Cümleler kuruyorum
 Sevdiklerim
 Sevmediklerim yanımda
 Kabullendim
 Her şeyi olduğu gibi
 Yola çıktım
 Yarınlara
 Son günlerde
 Çok düşünür oldum
 Zor zamanları
Çabuk atlatır oldum
 Bakıyorum
 Aynaya her gece
İçim rahat
 Biraz yorgunum sadece
 Hayatıma giren herkese
 Yaşanmış her şeye
 Teşekkürler
 Büyüyorum sizinle
 Teşekkürler
 Büyüyorum sizinle..

Anladığımız üzere Şebo’muz da benim gibi kısa cümleler kuramıyor:))Şaka bir yana en kısasında bile kocaman kocaman şeyler anlatıyor ve iyi ki yazıyor, iyi ki söylüyor..
                           ****
 Sınıftaki arkadaşa geri dönecek olursak:) , aslında onun bu sevimsiz şakaların baş kahramanı olmasının sebebi, kendini normal yollarla çevresine kabul ettiremediği ortamlarda, ilgi çekme ve arttırma çabası olabilir midir? diye de gözlemimi ortaya goduumm:)) ve de haddim olmadan psikanaliz yapar gibi oldum galiba , gusura galmayın:)
                             ***
 Kusur demişken, gerçek yaşamın kusurlu insanoğlunun kusurlu kusurlu kendi eliyle ürettiği teknolojinin en kusurlu örnekleri, en beklenmedik sürprizler ve enteresan gelişmelerin en babası, takipte olduğumuz sosyal mecralarda yaşanıyor!
 Reel yaşamda; pandemiydi, geçim derdiydi, insan ilişlileriydi, gelecek kaygısıydı, aklımızı kaçırmayalım diye cebelleşirken.. sanal alemde ne kadar gerçek dışıysan o kadar fazla ilgiye , beğeniye, takibe “layık görülüyorsun”! Bak “layk demiyom , layık diyom;))”
Hele ki #instagram görsel zenginliğin her şeyde ama “her şey”de fazlasıyla gösterildiği ve empoze edildiği bir mecra, öyle ki silikonun bile fazlası kimdeyse takipçinin de fazlası orada :))))
 Sadece orada değil tüm sosyal mecralarda var bu. #facebook ta sosyal ilişkller ve akraba ilişkileri yüzeysel bir şekilde abartılırken, #twitter da sahte kimliklerle hedef alınanlar klavyeyle abartılı bir şekilde gömülebiliyor! Her biri biz kullanıcılarını sürprizlere boğuyor, dengemizi bozuyor sinirlerimizle oyun hamuruyla oynar gibi oynuyorlar.. Her yeni gün yeni bir sosyal mecra kural değişikliğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Alın size yeni Whatsapp sözleşme kuralları. Eyvvaahhhh gaynımgillere ne yazdığımızı ne gönderdiğimizi Whatsapp her bir yere mi satacak? :))) yahu cebimizde taşıdığımız  ve badava kullandığımız uygulamaların sermayesi biziz zaten! Bu uyanış biraz geç olmadı mı sizce? Ayrıca bilgilerimiz ajan falan değilsek kimin umrunda, sadece sana bir şeyler satabilmek için ilgi alanlarını kullanacaklar o kadar, tüm bunların farkındaysan zaten kendini koruyabileceksin. Panik yok, rahatla:)
 Diyorsam da çok da rahatlama yine de:))) Telefonumuzdakilerle bizi yöneten, kitleleri sürükleyen uygulamalar dışında neleri var? Daha bunun aşısııı vaarr, ikinci üçüncü dozu vaarrr, mutasyonu vaaarrr, pasarpotu vaarrr... :))) oralara girmiyorum, tadımız kaçmasın, sürpriz yımırtamız yanmasın 😉
Eyvallah canlar
 Zana Eminli Acar
 Tüm sosyal mecralarda/ zanagargara