Başsavcı Yalçınkaya ilk kez konuştu

Hazırladığı AK Parti'yi kapatmaya ilişkin iddianame ile tüm gözlerin üzerine çevrildiği Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, "Davadan ve

AK Parti türban uyarısına kulak verse dava olmayacaktı Sonra söz iddianame ve kapatma davasının ardından, Türkiye'nin bir anda nasıl kaos yaşadığı ve son birkaç gündür başta Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve sivil toplum kuruluşları (STK), ardından da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün parti liderleriyle gerilimi durdurma amaçlı olan açılımlarına geldi. Yalçınkaya'dan edindiğim izlenim, bundan sonra süreç sakin geçecek. Yargıya intikal eden bir konu. Ve yargı bu konuda kararını verecek. Ve bu süreçte kendisi hiç konuşmayacak. Yeni bir dalgalanma ya da yeni heyecanlara da bu çerçevede yer yok. Hatta ekonomik dalgalanma bile olması çok düşük ihtimal. Elbette iddianame daha çon gazete haberlerine dayanıyor ama bu da hukuken yasal. Ancak eğer bu sürede gerçekten Raportör Osman Can'ın raporunda yer aldığı iddia edildiği gibi, bazı gazete haberlerinin daha sonra yayınlanan ve gözden kaçan tekzipleri varsa, bunlar yargı süresince değerlenecek. Başsavcı'nın 17 Ocak tarihli türban uyarısı Bir ara söz Abdurrahman Yalçınkaya'nın 17 Ocak 2008 tarihinde türban ile ilgili Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değişikliğine ilişkin çalışma nedeniyle yaptığı açıklamaya geldi. Bizim medya olarak çok sert bulduğumuz o açıklama, Yalçınkaya'ya göre "çok samimi"ydi. Edindiğim izlenim, eğer o samimi açıklamadan sonra hükümet ya da AK Parti geri adım atsa, ya da bu konudaki çalışmasını durdurabilseydi belki bugün bu kapatma davası ile karşılaşmayacaktık. Hazırladığı AK Parti'yi kapatmaya ilişkin iddianame ile tüm gözlerin üzerine çevrildiği Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, "Davadan ve iddianameden eşimin bile haberi yoktu. O da sizler gibi televizyonlardan öğrendi" dedi. Kendisi gibi eşi de hakim olan Başsavcı Yalçınkaya böylelikle, özellikle Ergenekon Operasyonu çerçevesinde dillendirilen ve iddianamenin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in bilgisayarına iki gün önce gönderildiğine ilişkin iddialara da son noktayı koymuş oldu. Davanın açılmasından sonra belki de ilk kez konuşan Yalçınkaya ile Referans Gazetesi Muhabiri Nuray Başaran aslında "of the record" bir görüşme yaptı. 1 saat 15 dakika süren görüşmenin bazı bölümleri şöyle: Çiçeklerin çokluğu dikkat çekici Tanıdığım Yalçınkaya'dan yola çıkınca, bir defa eskiye göre daha suskun olmayı tercih ediyordu. Odada çiçeklerin çokluğu dikkatimi çekti. Hepsi de daha dipdiri olduğu için bir çoğunun davadan sonra gelen tebrik çiçekleri olduğunu hissettim. Doğrusu odadaki çiçek sayısı mobilyaları görünmez kılıyordu. Yalçınkaya sık sık, artık iddianameyi bıraktığını ve başka konularda uğraştığını, belirtip, "O kamuya ait. Bundan sonrası benim değil" vurgusu yaptı. Ayrıca titizliği yargıdaki bir davaya müdahale etmek istemiyordu. O'nun görevi bu iddianameyi hazırlamaktan ibaretti. Bunu da ona yasalar sorumluluk olarak vermişti. Siyasi yasak Gül'ün cumhurbaşkanlığını etkilemez Kuşkusuz bu iddianamenin bir başka önemli yanı ilk kez bir cumhurbaşkanının da iddianamede yer alması. Dolayısıyla da son zamanlarda, bu konu bir çok hukukçunun gündeminde. Ve kafalar da çok karışık. Sanırım Abdullah Gül'ün siyaseten yasaklanması, sadece siyaset yapamama durumuna neden olduğu için cumhurbaşkanlığı görevini etkilemeyecek.