İçişleri ve Kraliyet İlişkileri Bakanı Piet Hein Donner hükümet adına hazırladığı “Uyum Notası”nı geçen hafta Hollanda İkinci Meclisi’ne sundu. UETD Hollanda olarak söz konusu Uyum Notasını eleştirel bir yaklaşımla okuduk. Değerlendirdik. Notanın kendi içinde çeliştiğini gördük. Konuyla ilgili görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
İçişleri ve Kraliyet İlişkileri Bakanı Piet Hein Donner hükümet adına hazırladığı “Uyum Notası”nı geçen hafta Hollanda İkinci Meclisi’ne sundu. UETD Hollanda olarak söz konusu Uyum Notasını eleştirel bir yaklaşımla okuduk. Değerlendirdik. Notanın kendi içinde çeliştiğini gördük. Konuyla ilgili görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
Bakan Donner hayal kırıklığına uğrattı
Öncelikle, “Uyum Notası” ile birlikte göçmenlere yönelik özel politikaların son bulacağı ve uyum şartlarını yerine getirmeyenlerin de çeşitli yaptırımlara maruz kalacağı ilan edilmiş oldu. Böyle radikal bir notayı sağduyulu ve populizmden uzak tavırlarıyla bilinen Bakan Donner’ın kaleme alması oldukça dikkate şayan bir durumdur.
Çok Kültürlülük rafa kaldırılmıştır
“Uyum, bağlanma, yurttaşlık” adıyla kaleme alınan notada uyumla ilgili gelişmeler sıralanırken uyumun yeni bir tanımı da yapılmaktadır. Yeni tanımda çokkültürlülüğe yer olmadığı da ilan edilmektedir. Bakan Donner, herkesin uyması gereken özgürlük, eşitlik, hoşgörü ve dayanışma gibi toplumun temel taşı olan Hollanda değerlerinden bahsetmektedir. Hükümetin, toplumun göçmenlerin de etkisiyle değiştiğinin farkında olduğunu belirtirken, Hollanda toplumunun başka bir toplumla yer değiştirmesinin mümkün olmadığını da ifade etmektedir. Bu bağlamda da göçmenlerin Hollanda toplumuna katılımı ve katkıda bulunabilmesi için bazı yetenekleri edinmeleri gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bu yetenekler ise Hollanda dilini öğrenmek, kendi geçimini çalışarak temin etmenin yanı sıra Hollanda temel değerlerine saygı duyulması ve bu değerlerin paylaşılmasını içermektedir. Ancak hükümet, farklılık ve çoğulculuk gibi Anayasa’da ifade edilen kavramlara yer olduğunu kabul ederken, herkesin müşterek olarak belirlenmiş sınırlar içinde kalmak kaydıyla kendi hayatına özgürce yön verebilmesini de övgüyle anmaktadır.
Uyum zorla gerçekleşmez
Bakan Donner’ın çelişkilerle dolu notasını PVV’ye bir göz kırpma olarak görmemiz mümkündür. Nota tutarsız olduğu kadar hedefsizdir de. Dikkat çeken tek tutarlılık uyumun başarısız olmasının tek sorumlusunun göçmenler olarak görülmesidir. Hükümet zorlamayla uyumun mümkün olabileceğini düşünmektedir. Yine notada göçmen toplumların sanki Hollanda temel değerlerinden farklı değerlere sahip olduğu ve bunları muhafaza etmek istediğinden yola çıkmaktadır.
Hollandalı olmayanlar günah keçisi seçilmişlerdir
Eğitimde ve iş pazarında iyileşmelerin olduğu tespit edilirken, bunun çok yavaş gittiğine vurgu yapılmaktadır. Bu da gösteriyor ki, hükümet bir çok olguyu bir birine
karıştırmaktadır. Mesela birinci neslin dil meselesi durmadan sanki herkesin meselesiymiş gibi yansıtılmaktadır. Halbuki bir çok araştırma göçmen gençlerin günden güne Hollandalılaştıklarını ve günlük hayatlarında Hollandacayı kullandıklarını göstermektedir. Eğitimi erken terk, işsizlik, suça meyletme gibi meselelerin temelinde sosyolojik sebeplerin yattığı göz ardı edilmektedir. Halbuki bu tür meseleler değişik şehirlerde bazı semtlerde yoğunlaşmış bazı yerli toplumlarda da mevcuttur. Öyle ki, bazı Hollanda yerlisi ailelerin bütün fertleri nesiller boyu sosyal ödenekle geçinmektedirler. Çalışanlar da illegal çalışıp ödenek almaya devam etmektedirler.
Özgürlükler kısıtlanmakta
Notada dikkat çeken bir diğer husus ise devletin takındığı tavırdır. Bir liberal-muhafazakar hükümetin fertlerin özeline müdahale etmesi her şeyden önce ne liberallikle ne de muhafazakarlıkla bağdaşır. Bu ideolojiler fertlerin kendi sorumluluklarının şuuruyla kendilerini geliştirebilmeleri için gereken şartları oluştururlar. Hükümet özgürlük ve sorumluluk kavramlarını temel Hollanda degerleri olarak andığı halde, kendisi özgürlükleri kısıtlamaktadır. Daha da kötüsü hükümetin devletin merkezi bir konuma yerleştirildiği toplum mühendisliğine soyunuyor olmasıdır. Bir taraftan devlet sorumluluklarından vaz geçerken diğer taraftan fertlerin tercihlerine müdahale etmektedir. Hem çeşitlilik ve çoğulculuk Hollanda’nın kazanımları denmekte hem de göçmenlerin kendi kimliklerinden vaz geçmeleri istenmektedir. Bir yandan da genel yaklaşım adı altında özörgütlerin uyum sürecindeki rolü iyice minimalize edilmek istenmektedir. Özörgütlerin sorumluluklarını yerine getirmesi istenirken, bunun için gerekli olan her türlü maddi imkanlardan mahrum edilmektedirler.
Uyum tek taraflı olmaz
Bakan Donner notasını Meclise sunum mektubunda zorlayıcı uyum politikasından bahsederken, uyumun önemli bir ayağını oluşturan ‘alıcı’ toplumla ilgili tek kelime sarf etmemektedir. Halbuki kabul görmeme, ayrımcılık, yükselen ırkçılık ve geri bırakılma yerli toplum tarafından olmaktadır. Bunlar ortadan kalkmadıkça uyumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi mümkün değildir. Kaldı ki, uyum tek başına olmaz. Hem uyum sağlanılması gereken toplumun fertleri hem de uyum sağlaması gerekenler biribirlerine yönelmelidirler. Bu da kanun ve nizam çerçevesinde olur. Kimsenin de kanun ve nizama karşı geldiği iddia edilemez. Kimsenin başkalarının aleyhine kendine özel bir talebi söz konusu değildir. Zira özgürlük başkasının özgürlüğünün ihlali anlamına gelmez. Bizler kendi sorumluluklarımızın şuurunda, başkalarına saygılı bir özgürlük taraftarıyız. Bunun çerçevesi de popülizm değil Anayasa tarafından belirlenmiştir.
Suat Arı
UETD-Hollanda
Genel Sekreteri
























