İngiltere'de isyan büyüyor

İngiltere'de üç gündür devam eden şiddet olayları başkent Londra ve Birmingham'ın ardından gece yarısı Liverpool kentine de sıçradı.

İngiltere'de üç gündür devam eden şiddet olayları başkent Londra ve Birmingham'ın ardından gece yarısı Liverpool kentine de sıçradı.

Yerel polis birimlerinden yapılan açıklamada, Liverpool'un da şiddet olaylarına sahne olduğu, birçok aracın ateşe verildiği belirtilerek, "kent sokaklarında hiçbir şiddet eylemine müsamaha gösterilmeyeceği, bu tür eylemlere cevap verecek sert ve hızlı önlemlerin alındığı" kaydedildi.

Batı Midland Polisi ise, Birmingham'ın merkezinde yağmalama olaylarına karışan 87 gencin gözaltına alındığını, kentteki bir karakolun da yanmakta olduğunu belirtti.

Scotland Yard ise, 1700 ek polisin görevlendirildiğini açıkladı.

Londra'da son durum

Londra'da üçüncü gününde de devam eden isyan kentin yeni bölgelerine de sıçradı. Gelecek yıl düzenlenecek olan Olimpiyat Oyunları'nın yapılacağı siteye yakın olan Londra'nın doğusundaki Hackney ile güneyindeki Peckham ve Lewisham'da polis ile göstericiler arasında çatışma çıktığı, Peckham ve Lewisham'da binalardan alevlerin yükseldiği, arabaların ateşe verildiği belirtiliyor.

Söz konusu bölgelerde çetelere üye gençlerin sokaklarda başıboş şekilde dolaştıkları ifade ediliyor.

Başbakan Cameron döndü

Öte yandan
İtalya'da tatilini geçiren İngiltere Başbakanı David Cameron, çatışmaların ardından tatilini yarıda keserek Londra'ya döndü.

Cameron'ın makamından yapılan açıklamada, Başbakanın ilk yardım servisleriyle acil bir toplantı yapacağı, içişleri bakanı ve emniyet müdürüyle görüşeceği belirtildi.

İNGİLİZ BASINI: "LONDRA YANIYOR"

Şiddetli isyan, İngiliz basınında bugün "Orman Kanunu", "Londra-
İngiltere Yanıyor" başlıklarıyla yer aldı.

Başkent Londra'dan sonra dün üç büyük kente (Bristol, Birmingham, Liverpool) daha yayılan, yağmalamalar ve kundaklamaların yapıldığı isyanı Independent gazetesi, "Londra alevler altındayken" polisin ve siyasetçilerin olaylar karşısında yetersiz kaldıkları yorumuyla duyurdu.

Times gazetesinde de "polis sokaklara teslim oldu" değerlendirmesi dikkati çekerken, "sokakları hırsızlara teslim ettiği görüntüsü veren polisin kent sokaklarını geri alma zamanının geldiğini" yazdı.

Gazetenin "Londra yanıyor" başlıklı başyazısında, olayların cumartesi günü polise karşı bir siyasi protesto olarak başladığı, ancak fırsatçıların kundaklama ve maddi kazancına dönüştüğü kaydedildi. Yazıda, "Haber kanallarını izleyenler, Londra'nın, çetelerin sıkıcı bir yaz akşamı geçirmek yerine daha eğlenceli olacağını düşündükleri eylemleriyle bir bilgisayar oyununa dönüştüğünü fark edeceklerdir" denildi.

Kundaklama ve yağmalama olaylarına dikkati çeken Daily Telegraph, isyanı "çetelerin sonraki hedefinin ne olacağını kimsenin bilmediği bir gerilla savaşı"na benzetti.

Independent gazetesinde Paul Wallely imzalı yazıda, 1980'lerde Londra'da Brixton semti ile Livepool ve Birmingham kentlerindeki siyahilerin isyan hareketleriyle son olaylar karşılaştırılarak, ayaklanmaların çoğunun kentlerin yoksul semtlerinde olduğuna işaret edildi.

Yazıda, Brixton'da 1981'de polisin bıçakla yaralanmış bir genci durdurmasının, çevredekiler tarafından gencin polis şiddetinin mağduru olduğu biçiminde algılandığı, Liverpool'da ise polisin masum bir genci tutuklamasına karşı çıkan bir başka genci gözaltına almasının olayları tetiklediği hatırlatıldı.

Londra'nın Tottenham bölgesinde, 1985'te polisin baskın düzenlediği bir evde bulunan kadının kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesinin bölge halkını sokağa döktüğü ve
şiddet olaylarının patlak verdiği anımsatılan yazıda, siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesiyle başlayan son olaylarla geçmişteki
ayaklanmaların özünde, polisin siyahilere yönelik tavrına ilişkin algılamalar bulunduğu belirtildi. Yazıda, "polisin aşırı güç kullanarak olayları kışkırttığı ve olaylara hazırlıksız yakalandığı" eleştirilerine işaret edildi.

"Ayaklanmaların çoğunlukla kentlerin yoksul kesimlerinde, sosyal yabancılaşmanın, işsizliğin özellikle gençler arasında yaygın olduğu yerlerde yaşandığını" kaydeden Walley, son olayla geçmiştekilerin farkının "günümüzün anlamsız tüketim çılgınlığına uyan bir ölçüde yağmalamalar" olduğunu belirtti.

Walley, "Yağmacıların girdikleri dükkanlarda kendi beden ölçülerine uyan ürünleri aldıkları, istedikleri markaları bulabilmek için raflar arasında gezindikleri de göze çarpıyor. Bu, yağmayla alışverişin buluştuğu nokta. Bir görgü tanığının tarif ettiği gibi, yoksul mahallelerin derinliklerinden gelen bir çığlıktan çok, yeni bir çift
spor ayakkabıya sahip olma fırsatı" ifadesini kullandı.

Financial Times gazetesi de olaylarda sosyal medyanın rolünün araştırıldığını belirtti.