SİYASİLER ┬ĹTAHRİK┬ĺ DEĞİL ┬ĹTEMKİN┬ĺ S├ľYLEMLERİYLE HUZUR ORTAMINA KATKIDA BULUNMALILAR

Avrupa’da yaşayan tüm din ve kültürlere mensup insanlar birlik, adem kardeşliği ve barış içerisinde yaşarlarken, son yıllarda yükselen ‘ırkçı söylem ve eylemlerin’ giderek artması, en son yaşanan Fransa ve Belçika’daki terör eylemleri Avrupa’da yaşayan insanların huzurunu kaçırdı.

Suriye’de başlayan ve Fransa’ya kadar uzanan  terör olayları, multi kültürel bir yapı oluşturan Avrupa’nın huzuru ve barış ortamını olumsuz bir şekilde etkiledi.

Avrupa’da yaşayan tüm din ve kültürlere mensup insanlar birlik, adem kardeşliği ve barış içerisinde yaşarlarken, son yıllarda yükselen ‘ırkçı söylem ve eylemlerin’ giderek artması, en son yaşanan Fransa ve Belçika’daki terör eylemleri Avrupa’da yaşayan insanların huzurunu kaçırdı.

Bundan iki yıl önce Suriye’ye ‘Sözde Cihatçı’ diye gidenlere göz yuman batılı siyasetçileri uyarmış bu konudaki müsamahakarlıklarının bedelinin Avrupa’ya ‘terör’ olarak geri dönebileceği konusunda uyarıcı makaleler yazmıştık.

Batılılar Suriye’de savaşmaya gidenleri ‘Cihatçı’ diye dillendirirken, buradan geri dönen ‘Cihatçıları’ artık ‘terörist ‘ olarak dillendirmeye başlamışlardı. Bu anlayış baştan beri yanlıştı.

Ancak bazı batılı yöneticiler, ‘giden cihatçıları’ tabiri caiz ise ‘Avrupa kursağını temizleme’ anlayışıyla gönderilmelerine göz yumarken,  Suriye’ye giden kişilere gitsinler Suriye’de savaşsınlar yeterki bize dokunmasınlar anlayışı hakim bir anlayış olarak kabul edilmiş olacak ki, kimse terör turizmini engellemedi.

Şimdi ise Suriye’de beklenen rejim değişikliği oluşmayınca teröristlerin bir kısmı ölüp, bir kısmı da geri dönünce Avrupa’yı korku sardı. Bazı kişilerin gerçekleştirdiği eylemler ise yıllar önce söylemimizi adeta doğruluyordu.

Dünya özellikle hiç bir batılı ve avrupa ülkesi terörü  korumamalı. Terör tüm dinlerin tüm insanlığın baş belasıdır. Terör bir cinayettir. Hangi dine mensup insanlar tarafından yapılırsa yapılsın, bir cinayettir.

Batlı siyasetçilerin idarecilerin ‘tahrik’ değil ‘temkin ve itidal’ söylem ve eylemleri Avrupa’ ve dünya üzerindeki toplumların barış ortamında yaşamasına katkı sağlaması açısından çok önem arzediyor.

‘Kurt dumanlı havayı sever’ atasözüne istinaden yola çıkan Avrupa’lı Irkçılar ve Irkçı partiler yaşanan olumsuz olayları Avrupa’da yaşayan müslümanlara mal ederek, bu olumsuz havadan kendilerine prim edinmenin, oy devşirmenin kurnazlığı içerisinde acımasızca iftira ve saldırılarda bulunmaktalar.

Zaten var olan ‘Irkçılığı’ adeta fitillemekteler. Ancak bu tür siyasi ve fiziki saldırılardan yalnızca müslümanlar değil, Avrupa’nın barış ortamında yaşayan tüm halklar zarar görmekte. Bu anlayışla tüm toplumların kutsallarına saldırı asla kabul edilemez. Toplumların toplumsal hassasiyetlerine saygı, barışa ve huzura saygıdır.

Belçika Federal Parlamentosunda dün üzücü bir olay yaşanmıştır.  Eski Irkçı lider Dewinter, Federal Mecliste Kur-an'ı Kerim'e çirkin saldırıda bulunarak, barış ortamının gerilmesine neden olmuştur.

Müslümanlarla beraber sağduyulu Belçikalıçlarında tepkisine neden olan Irkçı ve İslam karşıtı Eski Flaman Menfaati Partisi lideri ve Federal Milletvekili Filip Dewinter, Belçika Parlamentosunun "Camiler ve radikalleşme" konularının görüşüldüğü oturumunda, İçişleri Bakanı Jan Jambon'a soru sormak üzere kürsüye çıkarak, elindeki Kur'an-ı Kerim'i havaya kaldırıp, "Birçok fenalığın nedeni, tüm kötülüklerin kaynağı" dedi.

«Öldürme müsaadesinin Kur'an-ı Kerim'den alındığını» öne süren Dewinter, «Belçika'nın camileri finanse edip, ülke dışından gelen imamları görevlendirmemesi gerektiğini» söyledi. Bu sözler diğer partili vekillerce tepkiyle karşılandı.

Dewinter’in bu saygısızca saldırısına ilk tepki Belçika İçişleri Bakanı Jan Jambon’dan geldi. Bakan Dewenter’in sözlerini kınayarak, "Bu ülkede birçoklarının büyük saygı duyduğu ve hatta kutsal gördüğü kitabı, burada elinizle kaldırmış sallıyorsunuz ve bütün bu topluma hakaret ediyorsunuz" diye konuşarak sağ duyulu tepkisini göstermiştir.

İçişleri bakanı Sayın Jan Jambon’u sağduyulu çıkışından dolayı tebrik ediyor, Irkçı ve bölücü Milletvekili Filip Dewenter’ide bu açıklamasından ve saldırısından dolayı demokratik hakkımızı kullanarak, şiddetle kınıyoruz.

Huzura , barışa ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde siyasilerin, STK ve Kanaat önderlerinin söylem ve eylemlerine son derece dikkat etmelerini, toplumsal barışın korunmasında büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket etmelerini bekliyoruz.

Terörü din ile yanyana getirme çabalarının samimi olmadığı, hiç bir ilahi dinin ‘bireysel ve kitlesel’ cinayetlerden yana olduğunu düşünmüyoruz. Bu nedenle Avrupa’da yaşayan tüm insanların terör konusunda hemfikir olduğunu biliyoruz.

Avrupa’lı İdarecilerin ne adına olursa olsun tüm terörist grupları takibe alması, terörü besleyen asıl olayları bilimsel ve akademik bir anlayışla tahlil edip, terörü besleyen kaynakların gerçekte siyasi mi, ekonomik mi? olduğu konusunda  tesbitler yapıp, bu konuda bilimsel toplumsal ve yasal mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Toplumsal barış ortak yaşamı paylaşanların tüm değerlerine sevgi, saygı ve hoşgörüyle yaklaşılmasıyla elde edilir...  Saygılarımla