AYRIMCI YASALAR, TOPLUMLARIN ARASINA PERDE GERMEKLE KALMAYIP, AVRUPA DEĞERLERİYLE DE ÇELİŞİR"¦ Celil Gündoğdu

~~Biz Lise yıllarımızdan beri ülkemizde Avrupa'yı değerler kıtası olarak okuyup, öyle anlardık. Adalet Divanı'nın, AHİM ve Avrupa Düşünce Kuruluşlarının Avrupa'da oluşu da bunların en güzel kanıtları olarak bizlere anlatılırdı.

~~Biz Lise yıllarımızdan beri ülkemizde Avrupa’yı değerler kıtası olarak okuyup, öyle anlardık. Adalet Divanı’nın, AHİM ve Avrupa Düşünce Kuruluşlarının Avrupa’da oluşu da bunların en güzel kanıtları olarak bizlere anlatılırdı.
Düşünce özgürlüğü yanında sosyal hakların verilmesi bakımından da Avrupa dünya sıralamasında hep önlerdeydi. Bu anlayış ile Avrupalılar ‘Avrupa Birliği‘nde kümelendiler.
Ancak ilerleyen yıllarda global terör ve krizle birlikte özellikle Avrupa’da ırkçı söylem ve eylemlerin artarak devam etmesi, tüm bu değerleri alaşağı etti. Dünya insanlığının gözünde adil ve sosyal adaletten yana olan Avrupa değerleri gitmiş, nefret, ve ötekileştirici değerler yerini almaya başladı. Avrupa’da Dünya’dan yüzlerce kültürün bir arada barışık içerisinde yaşamasını sabote eden, art niyetli ırkçı çıkış ve politikalar Avrupa Birliği’nin de çatlamasına vesile olabilmekte. ABD Başkanı Donald Trump’un Başkan seçilmesiyle de bu siyasi akım hızlanacağa benziyor.
Avrupa Birliği tez elden eski adil ve sosyal adaleti ön planda tutacak değerlerine dönerek, saygınlığını korumalıdır.  Dünyanın hiçbir yerinde ayrımcı politikalar barışa katkı sunmamışlardır. Avrupalı siyasilerin yükselme adına ırkçı söylem ve eylemlerini yaslarla da perçinlemesi  toplumların arasına soğuk duvarlar örmekle kalmayıp, kendini var eden değerlerle de yüzleşmek zorunda kalarak, dünya kamuoyunda prestij kaybına sebep olmaktalar.
Özgür Düşünceden ve adil sosyal paylaşımdan yana olan Tüm Avrupalıların kendi değerlerine sahip çıkmaları gerekir.
Avrupa’nın merkezi olan Belçika’da Göçmen ve Mülteciler Bakanı Theo Francken’in getirdiği ‘Suç işleyen Yabancıların sınır dışı edilmesine yönelik kabul edilen ‘ayrımcı yasa tasarısı’ yabancılarla birlikte Belçikalı siyasilerin, sendikaların ve sivil poplum kuruluşlarının büyük tepkilerine neden oldu.
Belçika’da siyaset yapan Yabancı kökenli siyasetçilerinde itiraz ettiği yasanın suistimale açık bir yasa olarak, ileride adi suç işleyenleri de kapsayacağı endişeleri giderek artmakta. Belçika’ya entegre olmuş yabancıların Belçika’ya katkıları küçümsenmeyecek kadar büyüktür.
Belçika’da yaşayan yabancıların büyük çoğunluğu Belçika vatandaşlığını almakla beraber,  çocukları Belçika’da doğdukları için aynı zamanda Belçikalı’lar.
Belçika orjinlileri muaf tutarak, yalnız yabancıların işleyecekleri suçları mahkum etmekle kalmayacak olan yeni yasa düzenlemesiyle, mahkum edilen yabancı yurtdışı edilerek, ikinci bir cezalandırmaya tabi tutulacaktır. Bu ayrımcı bir yasa olmakla beraber, Avrupa ve Dünya adalet anlayışıyla çelişmektedir ve kabul edilemez. Her demokratik ülkede olduğu gibi suçları sabit olanların suçlarını, suç işledikleri ülkede çekmesi gerekir.
Yasa’ya itiraz eden ve Federal Meclis’te yasayı eleştiren Başkan ve Federal Milletvekili Emir Kır, “ Bu yeni yasa ile ilgili "Artık mahkeme kararı olmaksızın güvenliği (düzeni) veya devleti tehdit ettiği kuşkusu olan yabancıları sınır dışı edebilecek: Örneğin gece çok gürültü yaptı, sokakta sarhoştu, küçük suçlara karıştı, kaçak çalıştı vb...” argümanlar ile Yabancılar sınır dışı edilebilecekler.
Hükümetin bu yasasını Francken, sözde teröristlere karşı gibi gösteriyor. Fakat oyuna gelinmemeli, bu yasanın hedefi yabancılar: Yabancıları sınır dışı etmenin önü açılmıştır. Bu yasayı elimizden geldiğince pedogojik bir çalışmayla herkese anlatmalıyız ve yasaya ve hükümete karşı ileride düzenlenecek yürüyüş ve gösterilere katılarak sesimizi duyurmalıyız" dedi.
Belçikalılarla beraber Belçika’da hizmet veren tüm Sivil Toplum Kuruluşlarının ayrımcı ve ötekileştirici, toplumsal huzur ve barışa katkı sunmayacak olan bu yasaya karşı güçlü demokratik itirazları olmalı.
Kendi geleceğine, kendi adil yargılanmasına sahip olamayan toplumlar sosyal buhranlarla karşı karşıya kalırlar.
Göçmen ve Mülteciler Bakanı Sayın Theo Francken’in bir an evvel bu yasayı geri çekmesi ve iptalini sağlamasını diliyoruz…
Avrupa ayrımcı anlayış ve yasalarla değil, barışık ve toplumsal uzlaşı ile hem güvenliğini hem de imajını koruyabilir…
Saygılarımla…